Ana Sayfa

Başöğretmen

İdarecilerimiz

Öğretmenlerimiz

Dergimiz

Öğrenci Ürünleri

Etkinlikler

Kutlamalar

Ana Sınıfımız

Çocukların geleceğini düşünmek sizin

onlara yön vermek bizim görevimizdir...

Çocuklar oyunla eğitilmelidir; çünkü oyun çocuğun doğal etkinliğidir.
                                                                               İbn-i Sina

NİÇİN OKUL ÖNCESİ EĞİTİM?

3-6 yaş çocukların eğitimini gerçekleştiren okul öncesi eğitim kurumunu, annenin yokluğunu giderecek bir kurum değil de; annenin çocuk üzerinde ilk yıllarındaki rolüne katkıda bulunan ve bu rolü yaygınlaştıran bir kurum olarak değerlendirmek gerekir.

Anaokulu, çocuğa bilgi aktarmaktan çok; çocuğun içinde var olan yeteneklerin serpilip gelişmesine yardımcı olur. Bal kuzularımız anaokulunda en iyi oyun ortamını bulur, işbirliğini geliştirir ve yaşıtları ile ilişkiye girerek birlikte yaşamayı öğrenir.

Okulöncesi eğitim kurumları, çocukların sözel faaliyetlerine önem veren ve onlara hareket imkanı sağlayan kurumlar olmalıdır. Bu kurumlarda renk, sayı ve kavramlar çocuğun düşünce yapısına uygun bir biçimde işlenir. Böyle özgür ve duyguların rahatlıkla ifade edildiği ortamlarda da çocuğun gizli becerileri kolayca ortaya çıkar.

Oyun; kuzularımızın zihinsel, bedensel, duygusal ve sosyal gelişimini büyük ölçüde etkiler. Oyun; çocuklarımıza hiç kimsenin öğretemeyeceği konuları kendi deneyimleri ile öğrenmesi yöntemidir.

Anaokulunun temel öğretim programı içinde; insanı ve hayvanları tanıma, ülkemizi ve dünya ülkelerini tanıma, önemli gün ve olaylar, trafik, görgü gibi kuralları öğrenme sayılabilir.

Araştırmalar, okulöncesi kurumlarda eğitim görerek ilkokula başlayan çocukların; bu eğitimi görmeyenlere oranla daha katılımcı, girişken ve uyumlu olduğunu göstermektedir.

Bu nedenle, anne çalışsın yada çalışmasın her çocuğun 3-6 yaş arasında okulöncesi bir kurumda eğitim görmesi gerekmektedir.

Okulöncesi eğitim kurumu, çocuklarımız için ailesinden ilk ayrılış olacağı için; çocuk, yuvaya alışmak da zorlanabilir. Burada önemli olan, çocuğun belli zamanda annesi tarafından ziyaret edileceği yada belli saatte servisi tarafından alınacağı konusunda oluşturulacak güvendir. Bu güvenin oluşması için de anneye kademeli uzaklaştırma uygulanması gereklidir.

En büyük temennim, güvenebileceğiz, sizin kadar sıcak olamasa da sizin içinize sinecek bir yuva bulabilmenizdir. Ben de bu sene kediciğimi yuvaya verdim; inanın aylardır yuvalarla görüşüyordum, sonuçta hem evime yakın hem de gerek görüşmelerimiz gerek yuvaya ani ziyaretlerim beni çok tatmin etti. Yuva yöneticisi ile yaptığımız sohbetlerde, kademeli olarak alıştırmanın çok daha rahat bir geçiş olacağı konusunu konuştuk.

Nurcan Hanım; 25 yıllık çocuk eğitim uzmanı. Ben de kendisine "ilk gün 1-2 saat gelsek olur mu?" dediğimde başladı anlatmaya. Sizlerle de paylaşayım hemen, çok mantıklı geldi bana; tavsiye ederim. Biz uyguladık, yuvaya çok çabuk alıştı ama sabah evden çıkışlar hariç. Oraya gidince her şey güzel, ama gidene kadar ağlamalar falan...

Nurcan Hanım, ilk gün sabah kahvaltısına davet etti bizi. "Hep beraber kahvaltı ederiz. Böylece çocuğunuz sizin de bize güvendiğinizi gösteren ilk işareti almış olur. Kahvaltıdan sonra biz geçip kahvelerimizi içerken 3 yaş grubu ile oyun oynarlar bir süre, sıkıldığı zaman alıp gidersiniz. İkinci gün öğle yemeğine gelirsiniz, yine hep beraber yemek yiyip diğer çocuklarla aktivitelere katılır. Tabii bu arada çocuğunuz ortama tamamen adapte olabilir ve tam gün kalmayı kendisi isteyebilir. Böyle bir talebi olmaz ise üçüncü gün yine sabah yada öğlen siz karar verin; getirip bırakın bu defa. İçeride değil yakın çevrelerde, mesela; bahçemizde olabilirsiniz, çocuğa görünmeyeceksiniz." Dedi.

"Bu şekilde bir hafta içinde kademeli olarak çocuğu üzmeden bize alışmasını sağlayacak, sizin bize karşı olan güveniniz onu rahatlatacak." şeklinde bilgiler verdi.

Ben de geçen seneden kalan iznimi kullandım ve kediciğimi yuvaya başlattık tabii. Bu yapılanların faydalı olduğuna inanıyorum, "gün içerisinde çok iyi ve tüm aktivitelere katılıyor" şeklinde bilgiler aldım hatta gidip şahsen gördüm, ama bir süre sabahları okula bırakmak gerçekten hepimiz için çok zor oldu. Her sabah ağlayarak kalkıyor ve "okula gitmeyeceğim" diye söylenmeye başlıyordu.

Neyse, bana çok uzun gelen bu dönemi atlattık, artık çok memnunuz. Her gün yeni şeyler öğreniyor, öğrendiklerini bizlerle paylaşıyor, şarkılar, masallar, resimler vs... Yaptığı resimleri eve gönderiyorlar; salonun kapısına hepsini asıyoruz. Sergilenmesi kedimi de çok mutlu etti...

Çocuğun kurum ortamına alışabilmesi için aile üyelerinin tümü kararlı olmalı, bu konuda çocuğa ödün vermemelidir. Anne ve babanın çelişkili davranışları çocuklarda "okul fobisi"ne neden olabilir. "Ayyy ağladı, hadi bugün gitmesin" şeklinde davranışlar çocuğu da ters yönde etkileyecektir. "Tamam bak, ağlayınca götürmüyorlar" dememeli kuzucuk, kafalarında öyle değişik fikirler yeşertiyorlar ki her gün bizleri şaşırtıyorlar, o yüzden sabırlı ve temkinli olmak gerekli.

Kuzularımızın anaokuluna başlamasında zamanlama doğru yapılmalı, alınan kararlar uygulanmalıdır. Kesinlikle kararınızdan dönmeyin. İlk zamanlarda okula gittiği için ufak ödüller hoş ve teşvik edici olabilir.

ancre

Ziyaretçi Defteri

GoogleArama