İnsanı diğer canlılardan ayıran özelliklerden birisi,duygu, düşünce ve daha birçok şeyin paylaşımında temel öğe olan iletişim,.İnsanlığın bilineninden bugüne kadar çeşitli şekil ve araçlarla iletişim sağlanmıştır.Bu iletişim hem sosyal bir varlık olma hem de yaşamı idame ettirmek için vazgeçilmez bir önceliktir.
Etkili bir Eğitimi gerçekleştirmek, gerçekten bireylerde kalıcı ve istendik davranışlar yaratmak, yani geleceğin toplumunun bireylerini yaratmak. Bu kadar iddialı bir amaca ulaşmak için neler yapılabilir?
Her şeyden önce uygulanabilir bir eğitim programı. Bu program farklılıkları göz ardı etmeden, değerlerin ileri unsurlarını içine alarak, geri unsurlar eleyerek amaca ulaşmak(Eğitimin amaçları) için yetkin kadrolarca uygulamaya başlamak, uygulaması yazmasından daha zor bir program
Biz eğitimcilerin karşılaştığı en büyük problemlerden biri eğitimin bileşenlerini bir araya getirememek olsa gerek. Eğitimin vazgeçilmez bileşenleri öğretmen, öğrenci-aile, en belirgin olanları bunlar. Biz her gün belirli saatlerde öğrencilerle bir araya geliyoruz. Ama aile ile iletişimi bir türlü sağlayamıyoruz. En büyük sorun olarak bunu sayıyor ve her fırsatta bunu dile getiriyoruz.’Aile ilgilenmiyor’ sorun çözüldü. Yaşadığımız yerin aile standartları belli. Çokçukların ailelerinin büyük çoğunluğu okuma yazma bilmiyor. Baba biliyorsa da geçim derdine düşmüş; tarlada, bahçede, hayvanların ardında koşuşturmaktan ve cahillikten bir türlü çokçukla ilgilenmeye fırsat bulamamakta. Atadan gördüğünü çocuğun üzerinde uyguluyor:’ŞİDDET’
Sorunu çözmenin yolu şiddet. Biz öğretmenlerin hep yakındığı ama aciz duruma düştüğümüzde, çözüm üretemediğimizde başvurduğumuz bir araç değil mi? Bunu inkâr edebilir miyiz? Eğer inkâr edemiyorsak, cahil anne ve babanın çocuklarına uyguladığı şiddeti fazla görmemeliyiz.
Bizler çocuklarla etkili iletişim kuramıyoruz. Her çocuk farklı bir dünyadır. Biz onların dünyasını tanımadan, hayallerini, düşüncelerini, hazlarını anlamadan kendi dünyamıza davet ediyoruz. Standartlarımız belli. Bunları yerine getirmeyen çocuk başarısız olarak değerlendiriliyor. Çocuklarda buna zamanla şartlanıyor, kendisi bile inanıyor buna .’Ben başarısız biriyim’ küçük yaşta kafasına sokmuşuzdur elbirliğiyle ‘sen hiçbir işe yaramazsın’.
Ama gerçekte öyle mi? Eğer her çocuk gerçekten ayrı bir dünya ise, biz neden onu ortaya çıkartmak yerine, at gözlüğünü taktırıp, bu pencereden bakacak, benim söylediğimi söyleyecek, benim gözümle görecek, benim gibi düşüneceksin. Bunun dışındakiler ya zararlıdır yâda yanlıştır. Bu kalıbın sınırlarını çizmek elimizdeki bir şey.
Yazıya Üstün DÖKMEN'in iletişim, dostluk ve paylaşımı anlatan şiiri ile başlamamın sebebini anlamışsınızdır herhalde. bu anlatılan değerleri yeni hayatta uygulamadığımızı için başarılı değiliz herhalde.
İletişimin hızla geliştiği bir dönemde, en çok iletişim sıkıntısı çekiyoruz. Yalnızlaşıyoruz yalnızlaştırıyoruz. Acaba neden? İletişimaraçları vasıtasıyla davranışları bozulan çocukları tekrar iletişim yoluyla toplum hayatına katabilir miyiz ? Kim daha iyi kullanır, yaşamda karşılığını buldurursa o başarılı olur. Boşluk yaratılırsa o boşluğu fırsatçılar, rantçılar doldurur.
Bir başka sorunumuzda ergenlik dönemine giren deli kanlarımızı, gençlerimizi anlamamakta yatıyor. Kendi gençliğimizi; duyuş, düşünüş, heyecanımızı unutup, gençlerin gençliklerini yaşamalarını yadırgıyoruz. Sancılı geçen bu dönemde gencin kendini tanıması ve gerçekleştirmesine yardımcı olmak gerekiyor. Onlara ‘nasihat’ etmekten vazgeçmeliyiz, nasihat masaldır. Onlar masal dönemini çoktan geride bıraktılar. Şunları şöyle yapın, bunları böyle yapın edebiyatının onlara faydası olmaz bu dönemde. Gerçekçi olmalı gelecekte geçmişlerinde yaptıklarından pişmanlık duymamaları için sorunlarına sahip çıkmalarını, sorunlarını ancak kendilerinin çözebileceklerine inandırmak gerekiyor. Bu hiç o kadar da kolay değildir. Bu bir süreçtir. İyi bir rehber olmak gençlik psikolojisini olmadan çözmek mümkün değildir.
Kanımca iyi bir öğretmen idealist öğretmen değil, biraz bencil olan öğretmendir. Bencillikten kastım nasıl bir toplumda yaşamak yâda çocuklarımızı nasıl bir nesil yetiştirmesini istiyorsak onun mücadelesini vermeliyiz.’Ne kadar iş o kadar aş’
Etkili bir iletişim ile dostlukları paylaşarak çoğaltmak dileğiyle…