FABILLARB |
||||||
CEYLAN İLE KAPLUMBAĞABir ceylan kendisini yaralayan avcılardan can havliyle kaçıyormuş. Saklanmak için bir fundalığa sığınmış. Orada bir de kaplumbağa varmış. Kaplumbağa, “hayırdır ceylan kardeş, niye yaralısın, kimden kaçıyorsun, diye sormuş. Ceylan, sorma kardeş, avcılar peşime düştü, beni öldürmek istiyorlar, demiş. Kaplumbağa iç çekmiş, âh âh, biz yaban hayvanları bu zalim avcılardan neler çekiyoruz neler, demiş. Ceylan, kendisini ceylanla denk gören kaplumbağanın bu sözlerini işitince, “ben bu darbeden ölmezdim, bu kederden öleceğim” demiş
(H.E.Müdürü Naci AKDEMİR’in Kocaköy’ü tanıtan kitabından alıntıdır.) |
![]() |
|||||
|---|---|---|---|---|---|---|
![]() |
AVCI İLE TİLKİAvcının biri, avlayıp öldürdüğü onlarca tilkinin derisini, kümesinin kirişlerinden birine burunlarından asmışmış. Tilki derilerinin fiyatını da bildiği için, avladığı her tilkinin derisini asarken, ne kadar kazanacağını da hesaplıyor, dolayısıyla kaç derisinin olduğunu iyi biliyormuş. Bu avcının kümesinde beslediği çok sayıda da tavuğu varmış. Kümesin bir tarafında, duvar dibinde, tavukların girip çıkabileceği bir de delik mevcutmuş. Meğer bir tilki de bu delikten kümese giriyor ve günde birkaç tavuk aşırıyormuş. Bu işin farkına varan avcı, bir gece eline çırayı alarak sessizce kümese inmiş. Yanına duvardaki deliği kapatacak boyutta bir da taş almış. Deliğin yanına çömelerek beklemeye başlamış Maksadı, tilki içeri girer girmez deliği kapatıp onu içeride yakalamakmış. Biraz bekleyince tam da plânladığı olmuş: Tilki içeri girer girmez, avcı hemen deliği kapatmış. Onu gören tilki ürkmüş, tavukları da ürkütmüş. |
|||||
Ürküp uçuşan tavukların çırpınmasından çıra sönmüş. Çıra sönünce ortalık sakinleşmiş. Adam çırayı tekrar yakınca her şey yerli yerindeymiş. Tavuklar sakin sakin yeniden tüneklerine çıkmaya başlamış. Delikteki taş da yarinde imiş ancak tilki ortalıkta yokmuş. Adam kümesin her tarafını didik didik aramış, her tarafa bakmış fakat tilkiyi bulamamış. Adam çaresiz oturup bu muammayı çözmek için düşünmeye başlamış. Bu arada gözleri tavanda asılı tilki postlarına takılmış. Postları gayrı ihtiyarî saymış. Bir post fazlaymış. Avcı bir iki defa daha saymış. Evet, bir post fazlaymış. Adam iyice dikkat edince, demin kümese giren tilkinin, postların asılı bulunduğu kirişi ısırmış, ölü taklidi yaparak öylece asılı durduğunu hayretle görmüş. (H.E.Müdürü Naci AKDEMİR’in Kocaköy’ü tanıtan kitabından alıntıdır.) |
||||||